Ticari adlar ile mal ve hizmetlere ilişkin işaretler, bir işletmenin ticari kimliğinin temelini oluşturur; adeta onun benzersiz imzasıdır. Marka, yalnızca kaynak gösterme işlevi görmekle kalmaz, aynı zamanda bir işletmenin ürün ve hizmetlerini rakiplerinden ayırt etmesini sağlayan güçlü bir araçtır.
Bu doğrultuda, Türk Fikri Mülkiyet Hukuku kapsamında; kelimeler (kişisel isimler dahil), şekiller, harfler, sayılar, ürünlerin veya ambalajlarının biçimi gibi grafiksel olarak ifade edilebilen unsurlar ile yayımlanabilir nitelikteki diğer görsel öğeler marka olarak tescil edilebilmektedir. Ayrıca, ürün ve hizmetlerin ticari kaynağını özgün şekilde tanımlayan sesler de marka koruması kapsamında değerlendirilebilmektedir.
INVOKAT olarak, markaların hukuki güvence altına alınması ve ticari değerlerinin korunması amacıyla; tescil, itiraz ve temyiz süreçlerinin her aşamasında müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunmaktayız. Uzman vekillerimizle birlikte, markanızın güçlü bir şekilde temsil edilmesini ve rekabetçi piyasada sürdürülebilir bir başarıya ulaşmasını sağlamaktayız.

Türkiye’de markalar, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yürütülen bir tescil süreciyle korunmaktadır. Sürecin hızlı ve sorunsuz ilerlemesi için, başvuru öncesinde sicilde benzer markalara ilişkin bir araştırma yapılması ve tescil şansının değerlendirilmesi önemle tavsiye edilir.
INVOKAT, yerli ve yabancı müvekkillerine yönelik olarak ön araştırma hizmetleri sunmakta, sicile ilişkin hukuki mütalaalar hazırlamakta ve marka başvurularını gerçekleştirmektedir.
Marka Başvuru Süreci
Marka başvuruları, ilk aşamada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5(1). maddesinde belirtilen mutlak ret nedenleri bakımından Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından incelenir. Kurum tarafından herhangi bir mutlak ret nedeni tespit edilmediği takdirde, başvuru iki ay süreyle yayımlanmak üzere Marka Bülteni’nde ilan edilir. Bu ilan süresi zarfında üçüncü kişilerin itirazda bulunma hakkı bulunmaktadır.
Süresi içinde yapılan üçüncü kişi itirazları TÜRKPATENT tarafından incelenir. Yapılan inceleme sonucunda başvurunun tesciline devam edilip edilmeyeceğine ya da başvurunun reddedilip edilmeyeceğine karar verilir. Bu karar nihai nitelikte olmadığından, itirazla olumsuz etkilenmiş taraflar tarafından Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) nezdinde itiraz yoluna başvurulabilir.
YİDK tarafından verilen kararlar nihai niteliktedir; bu kararlara karşı ancak iptal talepli dava açılabilir. Dava, kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde açılmalıdır.
Marka Koruma Süresi
Markalar, başvuru tarihinden itibaren on yıl süreyle korunur. Bu koruma süresi, onar yıllık dönemlerle yenilenebilir.
Karara İtiraz
TÜRKPATENT tarafından verilen, başvurunun reddine veya itirazların sonucuna ilişkin kararlara karşı YİDK nezdinde itiraz edilebilir. İtirazlar, ilgili kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde yapılmalıdır.
Madrid Sistemi, diğer adıyla Madrid Protokolü, tek bir başvuru ile birden fazla akit devlette marka tescilinin sağlanabildiği uluslararası bir sistemdir.
Sistemin hukuki dayanağını, çok taraflı bir anlaşma olan “Markaların Uluslararası Tesciline İlişkin Madrid Anlaşması” ile “Madrid Anlaşmasına İlişkin Protokol” oluşturmaktadır.
Başvuru
Uluslararası tescil başvurusu, yalnızca Madrid Anlaşması veya Madrid Protokolü’ne taraf bir ülkede gerçek ve faal bir sınai veya ticari işletmeye sahip olan, bu ülkede ikamet eden ya da bu ülkenin vatandaşı olan gerçek veya tüzel kişiler tarafından yapılabilir. Dolayısıyla bu sistemde yer almayan ya da yukarıdaki kriterleri karşılamayan kişi veya kuruluşların uluslararası başvuru yapma hakkı bulunmamaktadır.
Sistemin Temel Özellikleri
Uluslararası başvuru konusu bir marka, ancak önceden bir akit taraf ülkenin ulusal ofisinde başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş olması hâlinde uluslararası tescile konu edilebilir. Bu ulusal ofis, Menşe Ofis olarak adlandırılır. Uluslararası başvurular, doğrudan değil; Menşe Ofis aracılığıyla Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı’na (WIPO) iletilmelidir (örneğin, Türkiye’de Türk Patent ve Marka Kurumu aracılığıyla). Doğrudan WIPO’ya yapılan başvurular geçerli kabul edilmez ve başvurana iade edilir.
Türkiye yalnızca Madrid Protokolü’ne taraf olduğundan, yalnızca Protokol’e taraf diğer ülkeler uluslararası başvuruda belirlenebilir.
Uluslararası başvurunun ulaştığı akit taraf, başvuruyu kendi ulusal mevzuatına göre inceler ve ret gerekçesi varsa en geç 18 ay içinde geçici ret kararını WIPO’ya bildirmekle yükümlüdür.
Bu geçici ret, Uluslararası Sicile kaydedilir, WIPO Bülteni’nde yayımlanır ve marka sahibine bildirilir.
Sistemin Avantajları
Markanın menşe ofiste başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş olmasının ardından, başvuru sahibi, farklı akit tarafların marka ofislerine ayrı ayrı başvuru yapmak yerine, yalnızca tek bir başvuru yapar, tek bir dil kullanır ve tek bir ücret öder.
Ayrıca, tescil sonrası gerçekleşen değişiklikler —örneğin marka sahibinin unvanı, adresi, sahiplik değişikliği veya mal/hizmet listesinde sınırlamalar gibi— tek bir işlemle ve tek bir ücretle tüm belirlenen akit taraflarda geçerli olacak şekilde sicile kaydedilebilir.
Buna ek olarak, tek bir sona erme tarihi ve tek bir yenileme işlemi ile sistemdeki tüm tescillerin süresi uzatılabilir.
Sistemin bir diğer önemli avantajı da, başvuru yapılan akit taraflardan birinden geçici ret alınması durumunda bu durum diğer ülkelerdeki başvuruları etkilemez; uluslararası tescil belirlenen diğer ülkelerde geçerliliğini korur.
Ulusal Tescile Bağımlılık
Uluslararası tescil, kayıt tarihinden itibaren beş yıl boyunca, menşe ofisteki temel başvuruya veya tescile bağlıdır.
Bu beş yıllık süre içinde temel başvuru ya da tescilin herhangi bir nedenle hükümsüz kalması hâlinde, uluslararası tescil de korunmaz hâle gelir.
Avrupa Birliği Marka Sistemi (eski adıyla Topluluk Markası – CTM), Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi’ne (EUIPO) yapılacak tek bir başvuru ile tüm AB üye ülkelerinde üniter marka koruması sağlar.
Sistemin Avantajları
CTM, sahibine AB üyesi tüm ülkelerde geçerli münhasır hak tanır ve tek bir prosedürle marka koruması elde edilmesini sağlayarak marka stratejilerini büyük ölçüde sadeleştirir. AB markası başvurusunun maliyeti, tüm AB ülkelerinde ayrı ayrı başvuru yapmaktan çok daha ekonomiktir.
Ancak, sistemin ekonomik avantajı yanında, dikkate alınması gereken önemli bir husus da şudur: Bir üye devlette başvurunun reddedilmesi, tüm başvurunun geçersiz hâle gelmesine neden olur. Bu durumda başvuru sahibi, yaptığı başvuru ücretlerini geri alamaz ve eğer başvuruyu tek tek ulusal başvurulara dönüştürmek isterse, bu ülkeler için yeniden başvuru ücretleri ödemek zorunda kalır.
Sistemin bir diğer avantajı ise, tescilli bir AB markasının, AB’ye sonradan katılan ülkelerde de otomatik olarak korunma sağlamasıdır.
Önceki Ulusal Haklar
Önceki tarihli bir ulusal marka, AB markasına karşı nispi bir hak oluşturur. EUIPO, bu tür hakları re’sen dikkate almaz. Bu nedenle, önceki hak sahibi bu hakkını ancak, başvurunun yayımlanmasından itibaren üç ay içinde itiraz ederek veya tescil sonrası nispi hükümsüzlük talebi ile gündeme getirebilir.